saadet

Bu Acele Niye?

Bu Acele Niye?

Bu Acele Niye? Ülkemizde “çok tuhaf” gelişmeler oluyor. “Paldır küldür seçim” de bunlardan biri. Evet, buna “erken seçim”, “baskın seçim” demekten çok, “paldır küldür seçim” demek lazım. Daha dün, “Erken seçim istemek vatan hainliğidir” deniliyordu. Daha dün iktidarın “partneri”; “Ağustos 2018’de seçim olsun!” diyordu. Ne oldu da normal vaktinden yaklaşık 1,5 sene önceye ve 24 […]

23 Nisan 2018 Pazartesi - 0 kez izlenmiş
Facebook 0 Twitter 0

Bu Acele Niye?

Ülkemizde “çok tuhaf” gelişmeler oluyor. “Paldır küldür seçim” de bunlardan biri. Evet, buna “erken seçim”, “baskın seçim” demekten çok, “paldır küldür seçim” demek lazım. Daha dün, “Erken seçim istemek vatan hainliğidir” deniliyordu. Daha dün iktidarın “partneri”; “Ağustos 2018’de seçim olsun!” diyordu. Ne oldu da normal vaktinden yaklaşık 1,5 sene önceye ve 24 Haziran’a alındı? Yahu bu acele niye? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Ya da kurban mı beklemiyor? Bu son söylediğimiz bir temsil… Herkes biliyor ya, bir kere daha söyleyelim: Adamın biri arefe günü hoca efendiye gelmiş, “Hocam, kurbanı bugün kessem olur mu?” demiş. Hoca da; “A mübarek adam. Yarın kurban bayramı. Bir gün daha bekle, yarın kes!” demiş. Adamın cevabı şöyle olmuş: “Hocam ben beklerim de kurban beklemiyor!”

Sahi bu telaş niye, bu acele niye? Anayasa ile kanunlarla ilgili doğru dürüst düzenleme yapmadan, kendisi çok tartışmalı yeni bir sistemin içine paldır küldür dalmanın manası ne?

Bugün konuşulmuyor, ama yarınlarda çok konuşulacak, çok tartışılacak, hatta üzerine tezler yazılacak: Şu an işbaşında olan ve 16 yıldan beri ülkeyi yöneten iktidar, “dünyanın en tuhaf iktidarı”dır. Ben az söyleyeyim, siz çok anlayın. Nüfusun yüzde 99’unun yüzde 1 şöyle dursun, ancak yüzde 0,1’lik talebini karşılamasına rağmen, bir tatlı sözle, bir öpücükle ayakta durmayı becerdi, beceriyor. Devleti kanunlar bağlar. Gelgörelim ki mevcut iktidar, Avrupa Birliği’ne girme uğruna belki on bine yakın kanun çıkardı, tüzük değiştirdi, kararname yayınladı. Ancak nüfusun yüzde 99’unun inancı istikametinde bir tek kanun ve kararname çıkartmadı. Bana göre o “Avrupa’ya uyum yasalarının” tamamı olmasa da olur. Hem de daha iyi olur. Mesela onlardan biri, “zinayı serbest bırakma” idi. Sayın ilgililer; “Avrupa istedi diye bu kanunu çıkardık, hata ettik” dediler. Hata ettinizse düzeltin. Şimdilik tık yok. Siz şu tuhaflığa bakın; on binlerce insan, yaşı 18’den küçük kızla evlendi diye ceza almış, ya da ceza almakla yüz yüze. Ancak, 18 yaşından önce zina etmeye, nikâhsız ilişkiyle hamile kalıp düşük yapmaya bir şey denilmiyor.

Ülkemizde darbe yapıp Anayasa yapanlar mahkûm olmuş, ama hâlâ onların Anayasası mer’iyette. Bugün 23 Nisan. Yani TBMM’nin açıldığı tarih. Hani şu Meclis’in dualarla, tekbirlerle açıldığı gün. Ama bu hiç konuşulmuyor. Tıpkı Kurtuluş Savaşı verilirken ve zafer kazanılırken mer’iyette olan 1924 Anayasası’nın konuşulmadığı gibi. Yahu gelin bunları konuşalım. Devleti milletle kaynaştıracak düzenlemeleri konuşalım. Ama yok, konuşmayı bırakın, daha ağzınızı açmaya fırsat bırakılmadan jet süratiyle seçime gidiliyor. Peki, bu aculluğun sebebi ne? Halk arasında konuşulmaya başlandığı gibi Saadet Partisi’nin, iktidarın ciddi bir alternatifi olarak gündeme gelmesi mi?

Birçok temel meseleyi konuşmaya vakit yok, fırsat yok, imkân yok. Onun için ben az söyleyeceğim, siz çok anlayın: Evvela bir kişinin olmamasıyla devlet yıkılmaz. Bu devleti yönetecek binlerce vatan evladı var. Bu bir… İkincisi, Saadet Partisi, mer’î kanunlara göre kurulmuş partilerden biridir ve ülke idaresine taliptir. Peki, iktidar olur mu? Bu sorunun benzeri bana 24 Aralık 1995 seçimlerinden yaklaşık 6-7 ay önce sorulmuştu. Bir sivil toplum kuruluşunda, “Türkiye Üzerine Oynanan Oyunlar” başlıklı sohbetimiz vardı. Sohbetin sonunda bir dinleyici: “Ne dersiniz, Refah Partisi iktidar olur mu? Erbakan Hoca Başbakan olur mu?” diye sormuştu. Ben de cevaben: “Evet RP iktidar olur. Erbakan Hoca Başbakan olur… Ancak, şunlara şunlara dikkat etmek lazım. Şöyle şöyle yapmak lazım…” demiştim. Madem seçim sath-ı mailine girildi. Bu hususta da kanaatimi söyleyeyim: Aslolan Hak yolda yürümek, Hakkı üstün tutmaktır. Bu bir. İkinci olarak; Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu Bey, yeni statüye göre Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi fevkalâde idare eder. Saadet Partisi kadrosu, imanlı, vatanperver, pırıl pırıl insanlardan müteşekkildir. Devleti de maharetle yönetirler. Ancak, ülkemizin içinde bulunduğu durum gereği, bu ülkede yaşayanların tamamının taşın altına elini koyması lazım. Bunun için de bilgilenmesi, yetişmesi lazım. Bunun için de okuması, araştırması lazım. Herkesin gözünü dört açması lazım. Bunun için de “narkozdan” kurtulması lazım. (Narkozdan kurtulmak için bugüne kadar iki mühim hâdise yaşandı. 20 Temmuz 1974’de ve 15 Temmuz 2016’da). Gelgörelim ki vakit yok. Bu kadar kısa zamanda millete ne anlatacaksınız? İşte en büyük handikap bu. Sahi bu acele niye?..

 

Burhan Bozgeyik / Milli Gazete

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

iPortal Kodlayan: Özer Gül