saadet

Kötülerle beraber olmak, arkadaşlık yapmak ahlakı bozar

Kötülerle beraber olmak, arkadaşlık yapmak ahlakı bozar

  M. Hamdi Güner 29 Mayıs 2016 Pazar 23:04 Peygamberimiz (SAS): “Kişi dostunun dini üzeredir” uyarısında bulunarak iyilerle beraber olmak, kötülerle arkadaşlık, ortaklık yapmamak gerektiğine işaret etmiştir. Yüce Mevla’mız da İnsanlardan bir takım adamlar cinnilerden bir takım adamlara sığındılar, onlar da onların zalimliğini artırdı” (Cin suresi 6) haberini vererek cinlerin kötülerine sığınanların zalimleştiği gibi insanların kötülerine […]

29 Mayıs 2016 Pazar - 0 kez izlenmiş
Facebook 0 Twitter 0

 

M. Hamdi Güner

29 Mayıs 2016 Pazar 23:04

Peygamberimiz (SAS): “Kişi dostunun dini üzeredir” uyarısında bulunarak iyilerle beraber olmak, kötülerle arkadaşlık, ortaklık yapmamak gerektiğine işaret etmiştir. Yüce Mevla’mız da İnsanlardan bir takım adamlar cinnilerden bir takım adamlara sığındılar, onlar da onların zalimliğini artırdı” (Cin suresi 6) haberini vererek cinlerin kötülerine sığınanların zalimleştiği gibi insanların kötülerine de uyanların zalimleşeceği uyarısında bulunmuştur. Ayet-i kerimede geçen cin cinlerin şerir olanlarını kastetmektedir. Bilindiği üzere İnsanların atası Peygamber olmasına rağmen insanlardan kâfir olanlar bulunduğu gibi cinlerin atası Şeytan olmasına rağmen cinlerden Müslüman olanlar vardır.

Ruh-ul’beyan tefsirinde İsmail Hakkı Bursevi mealini verdiğimiz ayeti şöyle açıklamıştır: “İnsan cinlere boyun eğdiği ve onlara sığındığı zaman cinler kendilerine sığınanları saptırarak azgınlaştırır. Bu defa insanlar onlara sığıntı olur, güven duyarlar ve zannederler ki bu emniyet cinlerdendir. Bunun üzerine şeytana itaate ve onların vesveselerini (algı operasyonlarını) kabule rağbetleri artar”

Gerçekten insanlar imanları zayıflayınca siyasi veya ekonomik sebeplerle doğru yolda olup olmadığına bakmadan bazı kişilere sığınırlar. Aslında tüm emniyet ve esenlikler Allah’tandır; ama inanç ve bilinci güçlü olmayanlar bu durumu onlardan zannederek onlara saygı duymaya, onların her dediğini yapmaya başlarlar. Halbuki inancı güçlü ve şuurlu Müslüman günahkarlara minnet etmez. Nitekim Peygamber efendimiz: “Allah’ım! Günahkâr kimse için üzerimde bir iyilik yaratma (bana iyilik yapmasını nasip etme)! Tutar da ona muhabbet beslerim” şeklinde dua bile yapmıştır. Gerçekten sonucunu hesap etmeden her hangi birinden maddi yahut manevi yardım alan o kişiye muhabbet besler, sonra da onun girdiği yanlış yollara girebilir. Yine Peygamber Efendimiz: “Günahkârla arkadaşlık etme! Çünkü o senin de onun gibi olmanı sever”; “Günahkârla arkadaş olma! Zira farkına varmadan onun huyundan çalarsın” uyarılarında bulunmuştur.

Yukarıdaki uyarılar cemiyetler ve devletler için de geçerlidir. Bir devlet veya bir hükümet Allah yolunda olmayan bir devlet veya hükümetle işbirliği yaparsa, özellikle işbirliği yaptığı devlet güçlü ise onun zulümlerine ortak olabilir, hatta onun gibi zalimleşebilir.

Sayın Müslüman oku ki ikram göresin

Dinimizin İlk emrinin “oku” olduğunu biliyoruz. Bu ilahi emir ilk gelen beş ayet için iki kez geçmektedir. Ancak birincisinde “Rabbinin adıyla” ifadesi geçmektedir. İkinci oku emrinin arkasından da “Rabbin en çok ikram edendir” ifadesi vardır. Dikkat edilecek olursa her iki emirde de neyin okunacağı belirtilmiyor. Ama Allah’ın adıyla ancak onun uygun göreceği şeylerin okunması gerektiği rahatlıkla anlaşılıyor. Zaten cami kürsülerinden ve dini kitaplardan öğrendiğimize göre Yaratan’ın adıyla haram, hatta mekruh bir iş yapılamaz. Haram olduğu bilinen bir şeyi işlemeye başlarken bilerek besmele çeken kişi dinden çıkacağı da İslami bilgiler arasındadır. Dolayısıyla ayetlerdeki  “Oku” emrini dikkate alan Müslüman hep iyi şeyleri okur, kötü haber ve bilgileri de onlara karşı tedbir almak niyetiyle okuyacak ve gereğini yapacaktır. Ayetlerde ikinci olarak geçen “oku” emrinin arkasında “Rabbin en çok ikram edendir” ifadesi ise Rabbimizden çok ikram görebilmemiz için okumamız gerektiğine işaret etmektedir.

Evet! Sayın Müslüman! Eğer yüce Yaratan’dan çok ikram görmek istiyorsak çok okumamız gerekmektedir.

Japonlar ve diğer kalkınmış ülkeler çok okudukları için kalkınmışlardır. Gerçi onlar Allah adıyla okumuyorlar ama okumak da önemli bir çalışmadır. Yüce yaratan ise ayırım yapmadan çalışana ikramda bulunacağını va’d etmiştir. Müslüman olmayanlar da bu ilahi vaatten yararlanmaktadırlar. Onlar öbür âlemde cennet yüzü göremeyeceklerinden çalışmalarının karşılığını almasalardı adaletsizlik olurdu. İlahi adalet gereği çalışan herkes bu dünyada karşılığını alacaktır. Müslümanlardan dünyada çalışmasının karşılığını alamayanlar gereği kadar İslami emirleri yerine getirmeyişlerinin cezasını görmüş oluyorlar

Biz müslümanlar ise ancak okursak ikram göreceğiz. Okumazsak İslam’ın bu önemli emrini yerine getirmediğimiz için öbür âlemde cezasını göreceğiz. Hatta onun adıyla okumayışımızın cezasını uyarı niteliğinde bu dünyada görmekte ve çekmekteyiz. Nitekim “oku” emirlerinin geçtiği Alak suresinin 6. Ayetinde yüce Mevla: “Kendinize gelin! İnsan kendisini müstağni (ihtiyaçsız) gördüğü zaman azar (ve şaşar)” uyarısında bulunmaktadır. Şaşıran insanın yanlış yapması doğaldır; yanlış yapanlar da cezaya müstahaktır. Müslümanlar İslam’ın dışında kalanlar gibi ipsiz değildir ve ipimiz Allah’ın elindedir. Yanlış yola saptığımızda ipimizi çekmekte yani cezalandırmaktadır. Eğer bir müslüman İslam dışı bir yola sapığı halde bazı belalarla karşılaşmıyorsa ipini koparmış demektir ki böyleleri acilen tövbe edip yine Rabbine bağlanmalıdırlar.

Cabir (ra) hazretleri şöyle bir hadis rivayet etmiştir: “İnsanların en âlimi başkasının ilminden istifade ederek ilmini (bilgisini) arttırandır” (Camiu-s’Sağir 1192 Nolu hadis). Başkalarını dinlemekten daha kolayı yazılmış kitapları dikkatle okumaktır.

İmam Gazzali “İhyaü-‘ulumiddin” adlı eserinde “okuma terk edildiği zaman cehalet başlar” diyor. Çünkü insan devamlı bilgisini artırmak zorundadır. Okumadığı takdirde bilgisini artırmak şöyle dursun bildiklerini de unutabilir.

Öyleyse geliniz! Camilerde, kütüphanelerde, hatta evimizdeki kitaplıkta bizi bekleyen kitapları okuyalım ki hem dünyamızı ve hem de ahretimizi kazanalım. Özellikle Ramazan’da seher vaktinden biraz önce, daha doğrusu sahur yemeğini hazırlayanla birlikte kalkıp teheccüt namazını kıldıktan sonra evimizdeki kitaplardan okuyup bilgilerimizi artıralım. Özellikle hatimleri tercümelerini de okuyarak yapalım! Ramazan ayını hakkıyla değerlendirelim.

Yorumlar kapatıldı.

iPortal Kodlayan: Özer Gül